FENERYOLU CİNAYETLERİ HAKKINDA

Dedektif-romanı-Feneryolu-cinayetleri-Gencoy-Sümer

Feneryolu Cinayetleri’nin ilk yazımı 2008 yılında tamamlandı. Ancak daha sonra bir çok kez gözden geçirildi ve bazı bölümler yeniden yazıldı. Metnin son halini alması 2016 yılında oldu. Basımı ise 2017 yılında gerçekleşti.

FENERYOLU CİNAYETLERİ’NİN KONUSU

Ünlü filim yıldızı Piraye Arsan, sıcak bir haziran gününün akşamı, Feneryolu’ndaki köşkünün yatak odasında ölü olarak bulunur. Bu beklenmedik olay polis kayıtlarına intihar olarak geçer ama geriye gene de cevaplandırılamamış pek çok soru kalır.
On üç yıl sonra, yaşlı bir kadın, yıllar önceki bu olayın aslında bir cinayet olduğunu iddia ederek Ülkü Lokantası’nın sahibi, ünlü aşçı Kerim Ülkü’ye bir mektup yazar. Aynı zamanda özel dedektiflik yapan Kerim Ülkü, bu iddiayı ciddiye alır ve mektup hakkında konuşmak için kendisine verilen Feneryolu’ndaki adrese gider. Ama burada onu bir sürpriz beklemektedir

FENERYOLU CİNAYETLERİ HAKKINDA NE DEDİLER:

Oldukça zekice yazılmış kitap sürükleyiciydi. Altınızdaki Ahal Teke’yi hatırlıyor, bu harika atı terletmek için mahmuzluyorsunuz. Tabii asıl terleyen siz oluyorsunuz. Her anlatıcı sizi bir oraya bir buraya savuruyor. Bir çöl fırtınasında yalnız olduğunuz hissine kapılıyorsunuz. Kerim Ülkü’nün finalde yaptığı çözümleme aklınıza gelmeyen öyle şeyleri mümkün kılıyor ki, çok terse yatacağınıza, hatta “yok daha neler. Bunlar da mı,” diyeceğinize garanti veririm. Bir de, Kerim Ülkü’ye alışsanız iyi olur. Çok bereketli bir dostunuz var artık.

Metin T.

“Feneryolu Cinayetleri” kahramanlarıyla, edasıyla, mekânlarıyla bana biraz Osmanlı polisiyelerini hatırlattı. Sermetler’in köşklerinin semti Feneryolu, iki yanı ağaçlı yolları, eski köşkleri, bakımlı bahçeleriyle Kadıköy yakasının yıllar önceki halinin bir tablosu sanki. Her bölüm farklı bir kişi tarafından anlatılıyor. Maktul ise, çok güzel bir kadın: Piraye Arsan. Olayları onun hayatına girmiş insanlardan, kendi yorumlarıyla dinliyoruz. Sonunda gözümüzün önünde bütün esrarıyla başka bir devir açılıyor sanki.

Sevin Okyay

Daha birinci sayfadan itibaren okurları içine çeken bu romanda Gencoy Sümer kapalı oda cinayetine yakın bir cinayeti ayrıntılarıyla incelerken okurları da çözüme dahil ediyor, hiçbir ipucunu okurdan gizlemiyor. Son sayfalara kadar katilin kimliğini saklamayı başaran yazar, Agatha Christie ve Sir Arthur Conan Doyle gibi ustalara da saygı duruşunda bulunmaktan geri kalmıyor.

Bürkem Cevher

Bir intihar, bir aşk romanı ve ardından gelen cinayetler…
Bilmece çözüldüğünde ise gerçekten şaşıracaksınız…
Yazarın olayları birbirine bağlayışı ve kurgusunda ki zeka ise, kesinlikle takdire şayan…

Nurhan Işkın

Feneryolu Cinayetleri, polisiye edebiyat seven hiç bir okurun kesinlikle ıskalamaması gereken çok iyi bir polisiye örneği, belki de ileride bir klasik olarak anılacak denli iyi bir eser.

Rogojin

Cinayet çözüldüğü zaman aldığınız yanıtlar son derece tutarlı ve oturaklı. Okurdan hiçbir detay ve ipucu saklanmamış olsa da ben okurken olayı çözememiştim, ama mutlaka çözebilen sağlam polisiyeciler de vardır.

Türker Beşe

Feneryolu Cinayetleri Kim yaptı? türünün iyi örneklerinden biri. Kitabı bana göre iyi yapan sebeplerden biri, okuyucunun “Kim yaptı?” sorusuna kitabın sonuna kadar cevap veremiyor oluşu.

Güzella Bayındır

Su gibi berrak bir anlatım, zamana ve mekana uygun seçilmiş karakterler ile peşpeşe gelen ölümler… Acaba ilki hangisi, sonuncusu bu mu, cinayetlerden biri acaba gerçekten intihar mı?derken bir gecede sayfalar bir bir çevrilip bitiyor. Son zamanlarda okuduğumkitaplardan, Agatha dahil, bu kadar keyif almamıştım.

Funda Menekşe

Bir polisiye yazarı olan Faruk Arman’ın, roman boyunca hep gölgede kalır gibi devam eden varlığı, dedektif Kerim Ülkü’nün karizmasının yanında sönükleşen tavırları, aslında romanın belkemiğini oluşturuyor diyebilirim. Merak edenler ve bir süreliğine her şeyden uzaklaşıp yıllar öncesinin İstanbul’una, şatafatlı yalılara, kapalı odalarda dönen türlü gizeme yolculuk yapmak isteyenler, Feneryolu Cinayetleri‘ni mutlaka okumalı.

Yaprak Öz

Aşk ihtiras, cinayet, aldatma, yalan, sevgi, dostluğun harmanlandığı; sonunda şaşırmaya hazır olmanız gereken bu kitabı ben zevkle ve beğeniyle okudum. Meraklılarına tavsiye ederim.

Gonca Çiftçioğulları